Eğer, bütün etrafındakiler panik içine düştüğü
ve bunun sebebini senden bildikleri zaman
sen başını dik tutabilir ve sağduyunu kaybetmezsen;

Eğer sana kimse güvenmezken sen kendine güvenir
ve onların güvenmemesini de haklı görebilirsen;

Eğer beklemesini bilir ve beklemekten de yorulmazsan
veya hakkında yalan söylenir de sen yalanla iş görmezsen,
ya da senden nefret edilir de kendini nefrete kaptırmazsan,
bütün bunlarla beraber ne çok iyi ne de çok akıllı görünmezsen;

Eğer hayal edebilir de hayallerine esir olmazsan,

Eğer düşünebilip de düşüncelerini amaç edinebilirsen,

Eğer zafer ve yenilgi ile karşılaşır
ve bu iki hokkabaza aynı şekilde davranabilirsen;

Eğer ağzından çıkan bir gerçeğin bazı alçaklar tarafından
ahmaklara tuzak kurmak için eğilip bükülmesine katlanabilirsen,
ya da ömrünü verdiğin şeylerin bir gün başına yıkıldığını görür
ve eğilip yıpranmış aletlerle onları yeniden yapabilirsen;

Eğer bütün kazancını bir yığın yapabilir
ve yazı-tura oyununda hepsini tehlikeye atabilirsen;
ve kaybedip yeniden başlayabilir
ve kaybın hakkında bir kerecik olsun bir şey söylemezsen;

Eğer kalp, sinir ve kasların eskidikten çok sonra bile
işine yaramaya zorlayabilirsen
ve kendinde ‘dayan’ diyen bir iradeden
başka bir güç kalmadığı zaman dayanabilirsen;

Eğer kalabalıklarda konuşup onurunu koruyabilirsen,
ya da krallarla gezip karakterini kaybetmezsen;

Eğer ne düşmanların ne de sevgili dostların seni incitmezse;

Eğer aşırıya kaçmadan tüm insanları sevebilirsen;

Eğer bir daha dönmeyecek olan dakikayı,
altmış saniyede koşarak doldurabilirsen;

Yeryüzü ve üstündekiler senindir

Ve dahası

sen bir İNSAN olursun oğlum…

Rudyard Kipling

Bu günlüğü açarken ne kadar sıklıkla yayın yapabileceğimi hiç düşünmedim ama lap-top elimin altında oldukça ufak notlar şeklinde güncellerim diye düşünüyordum. Bugün farkettim ki bir hafta olmuş. En son geçen pazar yazmışım. Başlık da “Günlerden pazar”… Haşmet Babaoğlu’nun Pazar Notları’nı anımsattı bu pazar günlerine rastlayan yayınlarım, bu nedenle başlık “Pazar Notları” oldu :)

Geçtiğimiz hafta yine benzer uğraşlar ve heyecanlar içindeydim. Bugün gercekten.com‘un sabah gazetesinde haberi çıktı. Ayrıca hafta içi Bülent Ortaçgil, Bulutsuzluk Özlemi, Ozan Doğulu, Hüseyin Karadayı, Betül Demir’in çekimleri yapıldı. Daha önce de Emre Altuğ, Kenan Doğulu ve Feridun Düzağaç’ın çekimleri yapılmıştı. 

Alışveriş Merkezi cephesinde de olumlu gelişmeler oluyor, ekip olarak biraz daha uyumlu çalışmaya başladık, stresli ortam devam ediyor ama sanırım işin yapısı bunu gerektiriyor az da olsa.

Bizim müstakbel çocuk da sanırım bu hafta cinsiyetini belli edecek :) hadi hayırlısı..

Bir pazar günü, TV’de Türk Filmi, Lap-Top kucağımda blogumu güncelliyorum. Yakında baba olma duygusunu tadacağımı düşündükce heyecanlanıyorum. Şu ana kadar hep projelerim benim bebeğim olmuştu bu sefer etten kemikten bir bebek beni bekliyor :)

Dün kardeşimle ortağına ve Sn. İşman‘a da birer blog açtım, ayrıca FriendFeed’e iyice kanım kaynadı. Twitter ile çok vakit kaybetmişim dedirtiyor bana bugünlerde.. Birazdan “müstakbel” bebek için alışverişe çıkıcaz. Kendisi gelmeden masrafları başladı keratanın :)

Neyse bu kadar yeter, şimdi eşimin yaptığı Türk Kahvesini höpürdeticem.

Merhabalar, Yu.com.Es tahmin edebileceğiniz gibi adım ve soyadımın ilk iki harfinden icat edilmiş bir domain; yani YUsuf.com.ESenkal.. Bu domain üzerinde kendime dair yazılar yazmayı planlıyorum. Belki biliyorsunuzdur, http://pazarlamaciyiz.biz blogunu Ufuk İşman ile birlikte her hafta güncellemeye çalışıyoruz. Orada pazarlama, perakende ve AVM yönetimine dair yayınlar yapıyoruz. www.yusufesenkal.com ise daha çok bir CV gibi statik duruyor.

Son dönemde profesyonel hayatım haricinde en çok vaktimi alan şey www.gercekten.com projesi.. Gerçekten çok heyecan verici bir proje. Fikir aşamasından beri içinde bulunduğum için bir tohumdan nasıl bir meyve alındığının birebir şahidiyim.. İlerleyen yazılarda gercekten.com ile ilgili merak edenler için daha detaylı yazacağım.

Başladık hadi hayırlısı..