Oct
Oldu mu ya?
Oldu, oldu
bebeğimiz dünyaya geldi, geldi ama ne geliş…
Bütün dünyamızı değiştirdi. Çok güzel değiştirdi hem de. Artık kalbim daha farklı çarpıyor, ruhum daha farklı tatmin oluyor.
Ne güzel bir armağan bu! Allah’ım ne kadar şükretsem az.

Yukarıdaki fotoğraf dünyaya ilk gözlerini açtığı gün; ama ne açış.. Hemşire diyor ki “Bu kadar çabuk gözleri açılan çocuk görmedim ben!” ee bize benzememiş demek ki
İlk başlarda elinize almaya korkuyorsunuz, çok seviyorsunuz ama size hiç yüz vermediği için aranızdaki bağ da tam kurulamıyor. Ama ne zaman ki sizi artık tanıyor ve fark ediyor işte o anları anlatmak imkansız. Hakikaten yaşamak lazım..
Bazen düşünüyorum da hem büyüsün istiyorum hem de bu minikliği gidecek diye üzülüyorum.. ee bu dünyada her istediğin olmuyor (en azından aynı anda olmuyor
)
Ne zaman bir aylık oldu ne zaman kırkını doldurdu hiç anlamadım. İşte o yüzden “Sana ilk adımını ben öğrettim, ilk adımında beni terk ettin.” sözünü duyunca hüzünleniyor insan.. ya da “karga, yaşlı baba ve oğlu” hikayesini duyunca babalığı hissediyorsunuz..

Ha bu arada adı da belli artık “AHMET BERK ESENKAL”. İki isim işine biz de girmiş bulunduk ama olsun, oğluma değer
Artık parola bu “oğluma değer”, inşallah Allah bize onu güzel yetiştirme fırsatı, imkanı ve yetisi verir. Nasıl tertemiz, nasıl saf ve doğal.. Gerçekten insan olduğunuzu hatırlıyorsunuz.. Kötü yanları yok mu? Var elbet. Misal işe geç kalmaya başladım.. Sabahları ona bakıp öpüp koklamak dururken, 5 dakika daha diyerek vaktin nasıl geçtiğiniz bilemiyorsunuz…

Fotoğraftan yanlış anlaşılma olmasın, kesinlikle elektronik eşyalarla münasebet kurdurmuyorum, sadece bir pozluk
